Şirketin sahibi ya da genel müdürüsünüz, işe alım yapacaksınız, kimleri isteriniz? En iyileri.
Şirketin geleceğini belirleyecek bir projenin başındasınız, şirket içinden proje takımına alım yapacaksınız, kimleri istersiniz? En iyileri.
İnsan kaynaklarındasınız, yeni mezun alımı yapacaksınız, kimleri seçmek istersiniz? En iyileri.
Peki “en iyi” ne demek?
Adaylardan yerleştirme sürecinizde en yüksek puanı alan mı?
Kimyası sizin takımınızla en iyi tutan mı?
Yoksa bu pozisyon için en istekli olan mı?
…(d) HEPSİ 😊
Gelin bu noktada bir vaka inceleyelim, benim insan kaynağı konusunda büyük hayranlık beslediğim bir kurum var Türkiye’de. Hatta forumlardan birinde okudum:
“Türkiye'de torpilin sökmediği tek yer HHO'dur”
...demiş o zorlu sürecin tamamını yaşayan havacı adaylarından biri: HHO - Hava Harp Okulu
Kurumun kökleri Osmanlı’ya uzanıyor: Yeşilköy Tayyare Mektebi 3 Temmuz 1912’de resmen faaliyete başlamış. 24 kişilik kadroyla sahipmiş. Yer olarak Yeşilköy seçilmiş çünkü rüzgâr ve tren yolu bağlantısı açısından uygun bulunmuş. Hava Okulu’nda ilk başta her yıl 3 devre kurs açılması ve her devrede 15-20 olmak üzere yılda 50 pilot yetiştirilmesi hedeflenmiş. HHO’nun öncülü olmuş…
Bugünkü haliyle HHO ilk kurulduğunda Eskişehir 1’inci Hava Kuvveti bünyesine sığınmış bir haldeyken, 3 yıl sonra esas kendi yeri olan İzmir’e taşınmış. O günden bu yana da yaklaşık 16.000 mezun vermiş.
Benim için asıl hikâye HHO’ya kabul süreciyle ilgili:
A’dan Z’ye Türk yöneticiler tarafından yapılandırılmış %100 milli bu kurum, nasıl oluyor da kendi alanında dünyanına en iyileri arasında yer alıyor? Hem de sürdürülebilir bir şekilde…
Cevabı yurt dışına gitmekte ya da yabancı kurumlarda çalışmakta arayan çok fazla kişi var 2026 Türkiye’sinde. Haklı olarak… Çünkü bu başarı öyküleri oldukça az, ama işte en iyi seviyede örnekler de hiç az değil!
Şimdi ben 18 yaşındaki size desem ki:
Sınavda (ÖYS’ye paralel olarak girilen MSÜ sınavında) ilk tercihin HHO olmazsa giremezsin
En çok burayı istediğinden daha en başta emin olmak
Sınavı geçersen seni 6 gün boyunca fiziksel ve psikolojik testlere tabi tutacağım. Bunları geçersen de en sonunda mülakata alacağım.
Seçme sürecine yatırım yapmadan önce bedenen ve kafaca işe uygun olup olmadığını görmek
Elenenlerden biri olmazsan, seni 2-3 hafta süreyle Yalova’da bir kampa götüreceğim. Burada 13 eğitim uçuşu yapacak, hepsinde başarılı olursan da 14.’sünde tek başına bir uçak kullanacaksın. (Muhtemelen daha araba ehliyetimiz yok o tarihte!)
Uçuşu geçersen, seni Eylül ayında 4 hafta süreyle intibak eğitimine alacağım. Bizim kurumumuzda (askeriyede) çalışıp çalışamayacağını anlaman için. Dikkat: Buraya kadar geldiysen ben seni elemek istemiyorum demektir. Ama sen dayanamayıp ayrılmak isteyebilirsin…
-İşte tüm bunların sonunda 2026 yılında HHO’ya girecek 100-150 kişiden biri olabilirsin.
...desem ne yanıt verirsiniz? 😊 Hele hele bir de ÖYS’den iyi bir bölüm kazandıysanız.
İşte günlük iş hayatımızda karşımıza gelen, bazen bizim çok istediğimiz bazen bizi çok isteyen (veya öyle görünen) adayların kendi kendine sorduğu soru bu:
Değer mi?
HHO örneğinde kurumun en çok istediği adaylar belli ki hep olumlu yanıtlar vermişler. Nereden mi biliyoruz? Pilotlarımızın başarısından. Eğitim süreciniz veya teknolojiniz ne kadar iyi olursa olsun, eğer elinizdeki insan kaynağı yeterince iyi değilse dünya çapında sonuçlara ulaşamazsınız.
Peki biz bu olumlu yanıtı adaylarımızdan nasıl alabiliriz? Şirketimize ya da projemize katılmak için, bizim en çok isteyeceğimiz kişilerin hiç bir şüphe duymadan “buna değer” demesi nasıl mümkün olur? Tam bu noktada yine forumlardan alıntıladığımız bir HHO adayına kulak verelim:
"Bana 'neden seni seçelim' dediklerinde: 'Hem karizmam olacak hem 20 milyon dolarlık uçak kullanacağım hem de sivile geçtiğimde dolgun maaş alacağım. Düşünülmeyecek bir meslek değil' dedim.
Karşılıklı güldük."
Alıntıyı bire bir takip edelim:
Sizinle çalışacak kişinin “karizması” olacak mı?
Yaptığı iş dışarıdan nasıl görünecek? Hatta hatta görünecek mi?
Bu görüntü ona (ve ailesine) gurur verecek mi?
20 Mio $’lık uçak kullanacak, önemli bir iş yapacak mı?
Ne üzerinde çalışılıyor? Ürün/hizmet ne için yapılıyor?
Bir gün bu işin pilotu olma şansı var mı? Yoksa olamayacağı aşağı yukarı baştan belli mi?
Bir gün, (sivile geçtiğinde), dolgun maaş alabilecek mi?
Bugün hemen kazanmaya başlayacağı parayla yaşayabilir mi? (HHO'ya kabul edilip yemin ettiğin andan itibaren "askeri öğrenci" statüsüne geçiyorsun ve maaş almaya başlıyorsun.)
Bu parayı düzenli olarak kazanmaya devam edeceğin ne kadar garanti? (Bu şirket kapanır mı? Beni kovar mısınız?)
Şu anda bu işte en yüksek kazanç seviyesi ne? Bir gün gelebileceğim noktada bu iş bana ne vaat ediyor?
Ancak dikkat, tüm bunları yerli yerine oturttuktan sonra asıl zorluk başlıyor: İşe başladıktan sonra o kişiyi takımınızda muhafaza edebilmek! Bunun için de:
.Liyakat sistemine dair hiçbir aşamada en ufak bir soru işareti olmamalı
.Kurumdaki tüm kişiler “öylesine takılan” değil, yalnız çok isteyen ve çok uğraşanlardan olması.
.Tüm bunları mümkün kılmak için de hem iyi işleyen hem sürekli kendini geliştirebilen bir yönetişim sistemi bulunmalı.
Ne kadar zor değil mi? Bu kadar zorda da ben bütün bunları hemen yarın kendi işime nasıl aktarabilirim ki?
Hemen uygulanabilir pratik eylem adımları için buyurun “Meraklısı İçin Eğitim Notları” na. 😊
MERAKLISI İÇİN EĞİTİM NOTLARI
ÖNCE İÇERİDEN BAŞLAMALI
Ne kadar iyi yeni çalışanlar alırsak alalım, eğer kötü bir takıma geleceklerse onlar da hemen yarın “kötü” olacaklar.
👉 Herkes takımın kurallarına uyuyor mu?
👉 Bu takımda olmayı hakketmeliyim, hissi herkeste “bu takım beni hakketmeli” hissine baskın çıkıyor mu?
Eğer bu dengeler tersine dönmüşse hemen müdahale etmek gerekir. Bir anda insanları kovarak değil tabii, ama hemen yapılacak ilk toplantıda kuralları (ve kurallara uyulmazsa gelecek adımları) anımsatarak.
Hemen ardından da yöneticinin iletişim görevini yerine getirerek:
“Bu kadar uğraşıyoruz çünkü…”
…sorusunun yanıtını herkesin bildiğinden emin olmak için tekrar tekrar ve herkese özel şekilde anlatarak. Anlam ve amacı hiç unutmayarak.
DIŞARIDAN BAKILDIĞINDA NASIL GÖRÜNÜYOR?
İşiniz-takımınız-projeniz sizin için çok değerli. Ancak dışarıdan bakan bir sizin şirketi nasıl görünüyor?
Başvurup başvurmama kararını alırken ona F-16 pilotu olabileceği fırsat olarak mı görünüyorsunuz yoksa girmek için bile 4 hafta boyunca şınav çekeceği bir yer olarak mı?
Başvurmaya karar verdi, ilk aşamaları geçip sizin karşısınıza geldi.
👉Şirkete girdiği andan itibaren neler gördü?
👉 İlk konuştuğu kişiler ona nasıl göründü?
👉 Ona neler dedi?
👉 Mutlu görünüyorlar mı?
👉 Değerli ve iddialı insanlar oldukları anlaşılıyor mu hâllerinden ve iş yapış tavırlarından?
Ya siz onunla tanıştığınız an neler anlattınız?
👉 Sizi değerli (ona rol model olabilecek) bir kişi olarak konumlar mı?
👉 Sizin tarafınızdan beğenilmek ister mi?
👉 Sizin burada olup bu işi yapmaktan heyecan ve gurur duyduğunuzu hissetti mi?
👉 Sizce ona soğuk bir profesyonel gibi görünmüş olabilir misiniz? Yoksa “tutkulu biriydi” der mi sizin için?
GERÇEKTEN BU İŞİ EN ÇOK İSTEYEN KİŞİ Mİ?
Aday seçme-yerleştirme sürecinizi başarıyla yürüttü, iyi ve yüksek notlar aldı. Şu ana kadar kendisini tanıdığınız kadarıyla kimyasının da hem sizinle hem takımla uyacağını hissediyorsunuz.
❓ Ama ya 3 ay sonra ayrılırsa…
❓ Ya karşı teklif veya daha iyi bir teklif alıp daha işe başlamadan kaçar giderse?
❓ Ya ilk zorlukta sizden ve işten vazgeçip ruh gibi ortalıkta dolanmaya başlarsa?
Bu kadar seçme-yerleştirme ve ardından işe uyum emeği (ve parası ve zamanı!) çöpe gidecek. Daha da kötüsü şahsen siz, başka bir aday bulmak konusunda hevesinizi yitireceksiniz.
Baştan söyleyelim, garantisi yok. Ancak “gerçekten bu işi isteyen kişiyi” seçme şansını ÇOK arttıran teknikler var.
👉 Seçme-yerleştirme sürecinizin her adımını “isteklilik/kararlılık” konusunda veri toplayacak şekilde tasarlayın (her telefon, her mail, her davranış, adaya dokunan her şirket yetkilisi bu konuda veri üretsin)
👉 Tek adayla hareket etmediğinizden emin olun. Zira adayınız da bunu hissedecektir…
(Daha birçok net ve kesin uygulama var ama onları da “Her Seferinde Doğru Mülakat” eğitimimizde anlatıyoruz 😊 )
En nihayetinde de, sürecin herhangi bir noktasında isteklilik konusunda en ufak bir tedirginlik yaşıyorsanız bunu görmemezlikten gelmeyin.


