Ramazan ayı bitti ve bayram geldi, birkaç gün tatilimiz var… Ancak gözümüz olaylarda, kalbimiz sokakta. Hukuk ve adalet gündemi bir toz fırtınası gibi kaplıyor hayatlarımızı. Kum tanecikleri gözlerimizin içine kaçıyor, ama gözümü asla yummak istemiyoruz; ağzımızı açtığımız anda ne söyleyeceğimiz belli ama ağzımız hemen o an kum ya da gazla doluyor. Birbirimizi zor görüyoruz ama dostların orada olduğunu ve kalabalığın büyüklüğünü biliyoruz.
Ben bugün sizlere işte o “orada olduğunu bildiğim” ama toz duman altında kalan dostlarımdan bahsedeceğim. Ve bunu kariyer ile bağdaştıracağım.
Kariyer Göreceli Bir Kavramdır
Olayların başladığı günden beri bazı etkili kişilerin söz almaması eleştiriliyor. Kendi çıkarını düşündüğü veya rüzgâra göre döndüğü için susanlar birazdan anlatacağım örneğe asla girmiyorlar, ama bir başka açı daha var.
Kariyer göreceli bir kavram çünkü örneğin henüz iki yıllık bir kariyerle 25 yılda inşa edilmiş olan aynı şey değil; kendi işini yapan bir girişimci olmakla, kuralları olan dev yapılarda çalışmak da. Kendi işini serbest bir şekilde tek kişi olarak yapmakla, yüzlerce kişiye iş sağlamak da aynı şey değil.
İşinin kuralları gereği bırakın paylaşım yapmayı, asla “beğen” düğmesine bile basmayan çok tanıdığım var; hepsi de vatanına milletine bağlı ve doğruları savunmak için taşın altına elini sokan insanlar. Demek istediğim şu ki:
Sosyal medyada paylaşım yapmak, değerlerini savunmanın tek yolu değil.
Paylaşım yapmıyor olmak da bu değerleri savunmadığın anlamına gelmiyor.
Takım Çalışmasında Herkes Aynı Şeyi Yapmaz
Takımlar kendi içlerinde iş bölümü yaparlar. Herkes aynı anda aynı şeyle uğraşmak zorunda değildir: Bağış yapmak, malzeme yardımı götürmek, arka planda kalarak bilgilendirme ve organizasyon konusunda çalışmak da büyük katkı verir. Hatta tek tuşa basarak hikâyede paylaşım yapmaktan çok daha değerlidir öyle değil mi?
Kariyer Bir Etki Alanıdır
Başarılı bir kariyer bize güç kazandırır. Maddi gücümüz artar, yetkinliklerimiz gelişir, bağlantılarımız çoğalır ve bu sayede gerçekten önem verdiğimiz konularda etkimiz daha yüksek olur.
Ancak o başarı için unutmayalım ki bazı kariyerler hiç hata kaldırmaz! Günü geldiğinde bütün taşları yerinden oynatabilecek, ülkemiz adına en iyi işleri yapabilecek bilgi ve inançtaki kişi, o noktaya gelebilmek için yıllarca ketumiyetini korumak zorunda kalabilir. Yalnız kendisi değil, eşiyle çocukları bile ne yazdıklarına ve ne yaptıklarına çok dikkat etmek zorundadır çünkü yanlış anlaşılabilecek tek bir kare fotoğraf bile tüm kariyeri yerle bir eder.
Birlik olmak bazen yalnızca bölünmemek demektir.
Ayrıştırmamak, dışlamamak, emin olmadan yargılamamak ve olumlu yaklaşmaya devam etmek takımları büyütür. “Şu anda paylaşmıyor… Değil, paylaşamıyor. Ama başka kanallardan çok çalıştığına adım gibi eminim” diye düşünmek mümkündür. Enerjiyi bölmez, tam tersine odaklar.
Bu toprakları paylaştığım tüm halkımın şeker bayramını kutluyor, her daim hep beraber olmayı diliyorum.
MERAKLISI İÇİN EĞİTİM NOTLARI
👉 İYİ BİR “TAKIM OYUNCUSU” OLMAK
Takım çalışması bir yetkinliktir ve kendi içinde bence iki temel boyutu vardır:
.Bireysel olan
.Çoğul olan
Yetkinliğin bireysel kısmı iyi bir takım oyuncusu olabilmektir (çoğuluysa iyi takımlar kurabilmek ve takımları iyi yönetebilmektir). Bu yetkinlik her şeyden önce “olumluya götürmekle” başlar çünkü takımların içindeki hisler bulaşıcıdır: Takım arkadaşlarımıza karşı destekleyici olmak, eleştirel değil yapıcı bir şekilde yaklaşmak takım içinde olumlu bir etkileşimin ilk adımıdır.
Diğer bir deyişle, bazen aklımıza gelenleri söylemeyip susmak bile iyi bir takım oyuncusu olmanın bir parçasıdır.
“Ben uğraşıp didinip koli dizerken o oturmuş telefonla bir şeyler yapıyor” diye geçiyor olabilir aklınızdan, ama ya o anda takım arkadaşınız sizin hazırladığınız yardım kolilerinin nakliyesi için yazışma yapıyorsa?
Aynı anda hepimiz aynı işi yapmak zorunda değiliz takım içinde, ben pas atarım arkadaşım smaç vurur ve diğeri de dublaja girer. O bloktayken ben savunmada olurum… (Ama iyi bir iş bölümü çok önemlidir).
👉 KAPSAYICILIK ve YÖNETİCİLİK
Yaptığımız ya da söylediğimiz şeyler takımı büyütüp güçlendiriyor mu yoksa tam tersi mi? Yönetici pozisyonundayken söylediğimiz her şey takımın kültürüne etki eder. Yaptığımız her şey de diğer takım oyuncularına örnek teşkil eder. Ne kadar anlayışlı ve yapıcı davranırsak, takım oyuncuları da birbirine o kadar bağlı olurlar. Oysa aşırı sonuç odaklı davranıp örneğin herkesin içinde yapılan bir hataya kızarsak, bu kırgınlık bir leke gibi takımın içine yapışıp kalır. Zamanla soluklaşsa bile silinmez… Yalnızca kızılan kişi değil, takımdaki herkes artık o hisle yaşar.
Yöneticilik yaparken kolaylıkla uygulanabilecek şöyle bir yöntem var: Kendimize bir kota koymak
Takım hâlinde çalışırken yapılan ya da söylenen bir şey bana ters geldi.
Normalde hemen sıcağı sıcağına bu konuda düşüncemi söyler ve müdahale ederdim, diyeceğimiz her 3 şeyden yalnızca birinde topa girelim.
Yani üçte bir kotasıyla hareket edelim. Kendimize her defasında müdahale hakkı tanımayalım.
Evet yetkimiz var, muhtemelen iyi de olur yapacağımız şey… Ama bunu daha az yapmak için kendimizi eğitmeye başlayalım 😊
Bu konuda daha fazla bilgi almak ister misiniz? Ücretsiz olarak yalnız siz bülten üyelerimize açık ve sınırlı sayıda katılımcıyla bir Google Meet oturumu yapacağız.
7 Nisan Pazartesi
Saat 20:45’te


