Geçen hafta “Deniz Takımı” eğitimlerimizde elde ettiğim bulguları paylaşacağımı yazmıştım… Başlıyorum 😊
Dünküyle birlikte toplam 6 farklı grup bu outdoor takım çalışmasını yapmış oldu. Ama asıl konuya geçmeden size taze taze anlatmam gereken başka bir şey var: Eğitimin “Issız Ada” kısmında sarı takım rekor kırdı. Bugüne kadar tüm takımlar arasında yapılmış en iyi zamanın yarısından daha kısa sürede parkuru tamamladılar. Ne yaptılar, nasıl yaptılar hayretler içindeyim... Helal olsun.
Aynı parkura öğleden sonra gelen turuncu takım da bugüne kadar hiç yaşanmamış bir şey yaptı: Takımlarının bir üyesini kaybettiler! Issız Ada tam anlamıyla bir kişiyi yuttu… Demiyoruz çok şükür ki çünkü günün en başında dağıttığımız güvenlik malzemesi sayesinde hiç gerçek bir endişe yaşamadık. Ama parkuru tamamlamak yerine eksik kişiyi geri getirmek başlı başına bir takım çalışmasına dönüştü. Hepimiz bu öyküyü hayat boyu gülerek anlatacağız 😊
Deniz Takımı’nın bulgularına gelirsek, işte gözlemlerimden ilki:
⛵ Zihinsel Gürültü Kirliliği, Afazinin Takım İçindeki Sonuçları
Deniz Takımı’nın SB-20 yelkenli spor teknede geçen kısmı çok keyifli çünkü katılımcılarımızın çoğu yelkene ilk defa bizimle bindiler. Motor sesi olmadan mavi suların üzerinde kayarak gitme hissi, tekneye vuran dalgaların sesi ve ritmik sallantısı. Bu his hepimizi bambaşka bir aleme taşıyor âdeta.
Ama yelken bir yandan da zorlu bir deneyim çünkü nasıl hareket ettiğini ilk başta kavrayamıyorsunuz; bumba ve ıskota gibi tehlike potansiyeli taşıyan garip isimli şeylerle çevrilisiniz. Vücudunuz sürekli efor sarf ediyor.
İşte böyle bir ortamda gerçekleşiyor takım çalışması. Performansı ölçmek için somut kriterler var, yani eğitime katılan her takımın skoru nesnel bir şekilde kayıtlara geçiyor.
Yan yana yarış yapılmıyor olsa dahi, eğitimin diğer katılımcılarına oranla sizin takımın ne durumda olduğu ve kaçıncı geldiği ölçülebiliyor. Eğlence de tam o noktada başlıyor 😊
Performans anı gelip süre başladığında, takımın nasıl seyir yapacağına dair kararlar alması gerekiyor. Bu kararlar için gerekli bilgiler de toplam 3 cümle olarak net ve basit bir şekilde önceden verilmiş oluyor. Yani özünde yapılması gereken şey, karar alırken bu üç bilgiyi doğru hatırlamak... Ama o kadar da basit değil çünkü unutmamak gerek ki takım bu işi ilk defa yapıyor ve herkes şaşkın durumda.
Karar anı geldiğinde ne oluyor biliyor musunuz? Takım birbirini bozuyor. Bir kişinin doğru hatırladığını diğeri sorguluyor; emin olmayanlar da sessiz kalıyorlar. Çok basit bir cümleyi dahi “doğrusu budur” diyerek arkasında duracak kadar kullanamıyor takımlar. Konuşma uzadıkça kafalar daha da çok karışıyorve iş iyice çözülemez bir hâle geliyor.
Takım çalışmasında bu sorunun çok basit bir çözümü var. (Acil okumak isteyenler, yalnız bülten üyelerimize açık aşağıdaki “Meraklısı İçin Eğitim Notları” na devam edebilirler ) Bu duruma neden özellikle “afazi” dediğimi de ayrıca anlatacağım.
Konuyu “yerinde incelemek” isterseniz siz de takımlarınızla veya bireysel olarak denize çıkmaya gelin😊
MERAKLISI İÇİN EĞİTİM NOTLARI
👉 LİDERLİK
Yüksek belirsizlik anlarında risk algımız artıyor. Risk arttıkça da güven azalıyor: Kendimize, birbirimize, başarıya…
Takımları bu belirsizlikten karşıya geçirecek olan şey ise liderlik. Takımdaki bir kişinin, kendi görevi olmadığı, bunu yapmaya zorunlu olmadığı hâlde bir inisiyatif alması ve örneğin “şunu deneyelim” demesi. Çünkü bu belirsizlik anında takıma en çok zarar verecek şey hiçbir şey yapamamak, kilitlenip kalmak. Böyle bir durumu yaşayan takım:
Yapılmakta olan işte başarısız olmakla kalmaz,
Takımların hafızası çok kuvvetli olduğu için, başarısızlık hissini bundan sonraki işlere de taşır.
Takımın içinde âdeta bir utanç, bunun sonucu olarak da bir kaçınma hissi oluşmaya başlar.
Peki o belirsizlik anını aşmak için bir kişinin liderlik etmesi sonucu oluşabilecek durumlar nelerdir?
a. Öneri sonuç verir ve yapılmakta olan iş başarılır. Bunun sonucu olarak da takım çalışması güçlenmiş ve büyümüş olur.
b. Öneri sonuç vermez ve yapılmakta olan iş başarısız olur. Bunun sonucu olarak da takım çalışması güçlenmiş olur.
“E nasıl oluyor da hem başarınca hem başarısız olunca takım güçleniyor?”
Çünkü hiçbir şey kilitlenip kalmak kadar kötü değil takım için. Deneyip de başarısız olduğunda neler hissediyorsun takım hâlinde?
Evet yenilgi kötü bir his, ama hep birlikte ve sonuna kadar uğraşarak kaybetmiş oluyorsun. Paylaşarak, yoldaşlık ederek… Birbirinin güvenini boşa çıkarmadan, hep birlikte. Bu sayede de takımı başarıya götürecek yolda çıkılması gereken basamaklardan birini daha arkada bırakmış oluyorsun. Güçleniyorsun.
👉 BEN NE YAPABİLİRİM?
Liderlik davranışını sergilemek için takımın yöneticisi, en tecrübelisi ya da en bilgilisi olmak zorunda değiliz. Yeter ki o adımı atacak cesarete sahip olalım.
Daha da önemlisi belirsizlik anının nasıl aşılacağını biliyor olmamız da zorunlu değil liderlik adımını atmak için. Çünkü bazen yalnızca iletişimi düzenlemek, takımı harekete geçirmek, doğru soruları sormak ya da “haydi bunu deneyelim” demek de yeterlidir. Herkesin birbirine baktığı ve sessizlik olmaya başlayan bir durumda “Arkadaşlar önce bildiklerimizi gözden geçirelim, herkes tek tek eğitimden ne hatırladığını söylesin” deyip takım arkadaşlarına sırayla söz vermek bir liderlik adımıdır. Çoğu zaman da sorunun çözülmesi veya en azından bir sonraki basamağa geçilmesi için yeterlidir.
Peki nasıl iyi bir lider oluruz? Böyle sorunca ne kadar zor görünüyor değil mi? 😊
“Liderlik yetkinliğinde kendimizi nasıl geliştiririz?”
…diye sorduğumuzda ise her şey çok daha basit çok daha net çünkü:
Liderlik de bir yetkinlik
ve
her yetkinlikte olduğu gibi
herkes,
her gün
kendini biraz daha geliştirebilir
Liderlik ve diğer yetkinlikleri ölçülebilir şekilde geliştirmek için bire bir çalışmalarımıza katılmak ister misiniz?


