"Girdiği her yeri daha iyi bir hâle getirir"
Dün okulumuzun mezunlar günündeydim. Bir ağabeyim beni kendi döneminden bir arkadaşıyla tanıştırırken sağ olsun böyle söyledi. Sonrasında da eski dostlar ve Deniz Ali, hep birlikte yemeğe gittik; güzel zaman geçirip hasret giderdik. Mezuniyetimizin üzerinden 35 yıl geçmiş, dile kolay...
Gece boyunca yukarıdaki cümle zihnimde asılı kaldı; sabah uyandığımda da hâlâ aklımdaydı. Neden sonra şu soruyu bularak rahatladım:
"Hangimiz öyle değiliz ki?"
Tanıdığım herkes bir şeyleri daha iyi hâle getirmeye çalışıyor. Çoğu bunu işinde yapıyor, ama gönüllü çalışmalarda veya özel hayatının farklı bir alanında yapanlar da var. Bence asıl güçlü yaklaşım "nasıl" sorusunda yatıyor, yani bir şeyleri daha iyi hâle getirmek için neler yaptığımızda. Çünkü bu durumdaki herkesin ortak bir yönü daha var: "Bıraksalar, fırsat olsa daha neler neler yapacağım" diyor olmamız.
Konuyu Çukurova'ya, Yaşar Kemal'in İnce Memed'ine taşıyalım:
“Sen ne sanıyorsun oğlum Memed, İnce Memedler bitecek mi sanıyorsun? Her insanın içinde bir mecbur kurdu, bir İnce Memedlik, bir Köroğluluk kurdu var. Köroğlu gitti İnce Memed geldi. İnsanoğlunun içinde bu kurt oldukça insanoğlu ne olursa olsun yenilmeyecek. Sen insanoğlunun içindeki kurtsun, ne olursan ol, nereye gidersen git. İşte insanoğlunun içindeki bu kurt yiterse insanlık da işte o zaman insanlıktan çıkar.”
(Bu mecbur kurdunu siz de bir aydır sokaklarda görüyorsunuz değil mi? Sürüler halinde geziyor, şarkı söyleyip zıplıyorlar 😊 Yaşar Kemal gitti, ama onun dediği gibi, insanoğlu ne olursa olsun yenilmeyecek.)
Evet, daha iyisini yapmak, yanlış olanı düzeltmek, doğru olmayanı değiştirmek içimizde var. Uğraşıyoruz da... Ancak her zaman istediğimiz sonucu alamıyoruz çünkü: bazen sistemle, kurulu düzenle uğraşıp yazıyor-çiziyor ama içindeki bireyi, insanı unutuyoruz. Bazen de insana odaklanıyor ve onu geliştirmek için uğraşıyor ama içinde yaşadığı sistemi ihmal ediyoruz.
"Bıraksalar daha neler neler yapacağım" lafını bir daha söylememek için:
• Uğraşmaya değer her şeyin zaman alacağını ve çok emek gerektireceğini baştan kabul etmeli,
• Dokunmadan, konuşmadan, takımların içine girmeden, anlatmadan-dinlemeden,
• İşin mimarisini doğru hale getirmeden, kuralını-düzenini işler kılmadan daha iyiye gidemeyeceğini bilmeliyiz.
Şirket işlerinde de, koskoca bir ülkede de bu ikisini HEP BİRLİKTE yürütmek gerekiyor. Mecbur kurdunun büyük gücü haklı olduğunu bilmesinde... Ve vazgeçmemekte 😊
MERAKLISI İÇİN EĞİTİM NOTLARI
İş hayatımızda daha iyi sonuçlar elde etmek için “antrenörlük” yaklaşımını öneriyorum. Bu yaklaşımın iki bacağı var:
1. OYUN PLANI
Ekip üyelerinin en iyi şekilde katkı verebilmeleri, ellerinden gelenin en iyisini yapabilmeleri için uygun bir düzen var mı? Çünkü bu düzeni kurmak bizim işimiz…
👉 Eğer etik olmayan, o işi yapan kişinin içine sinmeyen bir şeyler varsa sonuç alamayacağız. İş planını değiştirmek gerek.
👉 Eğer ekip üyeleri arasında adaleti bozan bir şeyler varsa sonuç alamayacağız. Takım kurallarını değiştirmek gerek.
👉 Eğer işi yapan kişiye kendini ifade etme, işine kendinden bir şeyler katma imkanı tanımıyorsak sonuç alamayacağız. Yönetme şeklini değiştirmek gerek.
2. OYUNCULAR
En iyi şekilde katkı verebilmek, elinden gelenin en iyisini yapmak için ekip üyeleri hazır mı?
👉 Eğer ekip üyelerinin teknik bilgi/becerileri yeterli seviyede değilse bu işi iyi yapamayacak ve en nihayetinde mutsuz olacaklar, mutsuz olacağız. Onların teknik bilgi/becerilerini geliştirmek gerek.
👉 Eğer ekip üyelerinin yetkinlikleri yeterli seviyede değilse bu işi iyi yapamayacak ve en nihayetinde mutsuz olacaklar, mutsuz olacağız. Onların yetkinliklerini geliştirmek gerek.
👉 Eğer ekip üyelerinin motivasyonu yeterli seviyede değilse, aramızdaki anlaşmayı (iş akdini, görev tanımını, çalışma koşullarını…) gözden geçirmek, yeniden el sıkışarak anlaşmak gerek. (Bu anlaşma noktası karşılıklı olarak bulunamıyorsa da ısrar etmemek…)
Bu konuda daha fazla bilgi almak ister misiniz? Ücretsiz olarak yalnız siz bülten üyelerimize açık ve sınırlı sayıda katılımcıyla bir Google Meet oturumu yapacağız.
12 Mayıs Pazartesi
Saat 20:45’te


