Küba Kadın Voleybol Milli Takımı üst üste üç olimpiyat kazanarak bu sporda örneği olmayan bir başarıya imza atmıştır. Ve evet, takım çalışması örneklerimi 16 sene oynadığım voleyboldan vermeyi sevdiğim doğrudur 😊
Voleybol lanet bir spordur çünkü topa tek dokunuş kuralı, tıpkı tenisteki gibi, sinirleri gerer ve bunu sahada birlikte olduğunuz 5 kişiyle aynı anda yapmak zorundasınızdır. Antrenmanlarda ciddi kavgalar patlak vermesinin nedeni işte bu zorluktur… O an sizi çıldırtan takım “arkadaşınız” ile avazınız çıktığı kadar kavgalaşır, birkaç saniye sonra servis atıldığında ise tekrar omuz omuza blok yaparsınız.
Küba Takımı 1996 yılında Atlanta Olimpiyatları öncesi son hazırlık kampındadır. Takımın kaptanı Mireya Luis kısa boyuna rağmen çok etkili bir isim, çok güvenilir bir oyuncudur. O tarihte 29 yaşındadır ve sembol bir karakterdir. Ancak takımda bir de yükselen yıldız bulunmaktadır: Regla Torres. Henüz 21 yaşında olmasına rağmen 1.91 boyuyla muazzam bir hücum gücüdür; o kadar ki iki sene önce “yüzyılın voleybolcusu” seçilmiştir.
Kamptaki antrenmanda bu iki oyuncu arasında çıkan ve rivayete göre yumruklaşmanın kıyısından dönen kavganın nedeni, takım içindeki hakimiyet üzerinedir. Genç yıldızın bir sayıdan sonra tecrübeli kaptana “bu artık benim takımım” dediği iddia edilir ve kavga böylece patlar. Sonra ne mi olur? Olimpiyat altın madalyası gelir 😊
Bütün takım çalışması eğitimlerimizin ve 1/1 yetkinlik çalışmalarımızın amacı çekişmeleri azaltmak ve iş birliğini arttırmaktır.
Peki kavgayı övmek de neyin nesi oluyor?
Eğer deli gibi koşup plonjon atarak topu çıkarmışsanız ve takım arkadaşınız lütfedip sizinle koşmadığı için çıkardığınız top yere düşmüşse delirirsiniz! Kavga çıkarmanızın nedeni başarma hırsınızdır.
İşini gecikmeli veya hatalı yapan da bizi delirtir çünkü onun yüzünden artık müşteriyi memnun etme şansı kalmamıştır. Diğer tüm yolları zaman içinde denedikten sonra, ast ya da üstle değil bir meslektaşla herkesin önünde yaşanan temiz bir münakaşa kalıcı etki gösterir. Tabii ki fiziksel bir kavgadan ya da hakaretten bahsetmiyoruz…
Küba takımında da böyle olur, kavgadan sonra roller netleşir. Antrenör Eugenio George'un mesajı şöyledir:
"Bu takımda liderlik yaş ve unvanla değil, sahadaki fedakârlıkla kazanılır. İkiniz de oynayacaksınız ama bu takımda ego değil, sorumluluk galip gelecek."
Takım gerçekten de artık genç yıldızın takımıdır, hakim rolde olan odur. Luis kaptan olarak kalır ve saygı görmeye devam eder. Basının karşısına çıkan, takım adına söz söyleyen de yine kendisidir… Yani roller bir şekilde paylaşılmış ve yeni sınırlar belirlenmiştir.
Takımların içinde tek bir liderlik pozisyonu yoktur. Tersine, liderlik davranışının sergilenebileceği pek çok farklı fırsat ortaya çıkar; asıl önemlisi o an geldiğinde herkesin liderlik adımını atmaya hazır ve istekli olmasıdır.
Evet kaptan/yönetici bir tanedir… Ama takım hepimizin takımıdır. Bütün mesele düdük çalıp top tekrar oyuna girdiği anda yine birlikte mücadele etmek, takım olabilmektir.



Klavyenize sağlık. 👏👏👏
Gerçek lider, icabet edeceği kavgayı da doğru seçen kişidir. Zira, davet edildiğimiz her kavgaya katılmak zorunda değiliz.
Güzel yazı ve benzetme olmuş teşekkürler