Yusuf Dikeç ve Şevval İlayda Tarhan’ı başarılı kılan neydi? Ya Filenin Sultanlarını başarılı kılan?
Şevval Hanım ve Yusuf Bey, isabetli atışlar yapabilmek için gece gündüz çalıştılar. Silah hakimiyeti ve fizik kondisyon mutlaka ayrı ayrı çalışıldı. Mutlaka kamplar yaptılar, kendilerini denemek için müsabakalara katıldılar. Tüm bu çalışmalar işin “teknik beceri” kısmıyla ilgiliydi. Ve eğer teknik becerileri yeterli seviyede olmasaydı, bu başarıyı ancak rüyalarında görürlerdi… Herhangi bir alanda dünyanın en iyilerinden olmak, yazılımda da, lojistikte de, üretimde de hep aynı koşula bağlıdır: Teknik bilgi ve beceriniz en üst seviyede olacak.
Kadın voleybolcularımız maçlarda kendilerine hâkim oldular ve oyun içinde soğukkanlılıklarını yitirmediler. 180 nabız ile ve baskı altında dahi “akılla” hareket ettiler.
Yani analitik zekâlarını ön plana çıkaracak davranışı sergilediler. Durumu doğru analiz edip, doğru kararı almalarını sağlayan işte bu “davranış biçimleri” oldu.
Smaç mı vursam plase mi atsam, paralelde uzak kalıp blok out mu savunsam yoksa plase için blok arkasına mı hamle yapsam? İşte bunlar hep karar… Saniyeler içinde alınıp, hiç tereddüt etmeden uygulanması gereken, galibiyeti-mağlubiyeti belirleyen muazzam kararlar.
Başarı için teknik beceri ve yetkinliğe eklenmesi gereken 3. bir unsur daha var… Ama ona en sonda geleceğiz 😊
Gördüğümüz üzere yalnızca teknik beceri, yani iyi atış yapabilmek başarıyı getirmiyor; aynı şekilde iletişim yetkinliği çok yüksek diye de kimse 1. olmuyor… Hem teknik beceri hem yetkinlik olmalı ve ikisi aynı anda devreye girmeli.
🚀 Teknik beceri, örneğin Excel, forklift kullanma veya İngilizce, ders çalışıp öğrenerek ve bol bol pratik yaparak kazanılıyor.
🚀 Yetkinlik, yani doğru davranış modeli ise, her gün tekrar tekrar sergilenmesi gereken bir maharet. Örneğin, yönetme yetkinliğiniz en üst seviyede olabilir, ama o gün psikolojik durumunuz nedeniyle kötü bir yöneticilik sergileyebilirsiniz. Yani yetkinlikleri her gün başarıyla hayata geçirmek, “performans” sergilemek gerekiyor.
İşte bizi hayatta başarıya götüren denklem: Teknik bilgi ve beceride en iyi seviyelerde olmak ve her gerektiğinde en üst düzeyde yetkinlik sergilemek.
❓ Peki 3. unsur ne?
İki alanda da en üst seviyede olsa dahi, hangi bireyler ve hangi kurumlar başarılı olamıyor?
Aidiyeti düşük olanlar.
💥 Başarma isteğinde,
💥 Sorumluluk almada,
💥 Takımın ortak hedefine kendini adama konusunda geri kalanlar.
Sizce bu üç unsur üzerinden değerlendirildiğinde, olimpiyattaki en başarılı kişi veya takımımız hangileriydi?
İşte bu nedenle dünyanın en iyilerinden biri Filenin Sultanları, çünkü kolları bacakları kopacak olsa dahi sahada kalacak kadar çok istiyorlar kazanmayı! 51 Yaşında kariyer zirvesi yapan Yusuf Dikeç kadar çok inanıyorlar başarıya.
Hepimizin bugün bir teknik becerimizi geliştirip, üzerine odaklanacağımız bir yetkinliği ilerletebileceğimiz gibi.
Amaç ve anlam arayışında, kendimizi adayabileceğimiz işler ve takımlar oluşturmak konusunda da her gün uğraşmaya devam edeceğimiz gibi.


