Milli futbol takımımız geçen hafta Bulgaristan’ı 6-1 yendi. İlk yarısı 1-1 bitmesine ve gidişat zorlu görünmesine rağmen, soyunma odasından dönüşte son derece ciddi ve kararlı bir “takım” gördük sahada. Nitekim, verilere göre gol şansı olan pozisyon miktarı yalnız 1,6 iken bunun neredeyse dört katı fazla sayıda, 6 gol üretti milliler.
Peki bu nasıl oldu? Analizini yapacağız... Ama futbol konuşmadan ☺️ Gündemimiz 3 yazıdır “performans yönetimi” ve oradan devam edeceğiz.
Millilerimiz kısa bir süre önce İspanya’ya 6-0 yenilmişlerdi. Felaket bir performanstı ve İspanya bir noktadan sonra daha fazla yüklenmediği için fark daha da fazla büyümemişti. O maçtan sonra hep birlikte utanç duymuş, üzülmüştük.
Peki bu yenilgi nasıl olmuştu? İspanya geçen yılın Avrupa Şampiyonu, dünyanın da şu anda muhtemelen en formda milli takımı. Bizimkiler de iyi bir dönem geçiriyor ve özgüvenleri giderek artıyordu... Ama ilk gol daha 6. dakikada yendi, ilk yarı 3-0 mağlup kapatıldı. İkinci yarının daha 17.dakikasında da fark 6’ya çıktı.
Takımların başarısızlık sonrası tepkileri son derece derin bir konu. Kortizol, oksitosin ve testosteron hormonlarının bir kokteyli âdeta... Ama mühim olan karışımın içine bunların hangisinden ne oranda gireceği.
Bireysel bir başarısızlıktan sonra özgüvenimiz yara alıyor, sonuç aşağı yukarı belli; ama takım olarak kaybettiğimizde soyunma odası şu iki yönden birine gidiyor:
🧨 “Benim hatam” yaklaşımı
🧨 “Ben elimden geleni yaptım” yaklaşımı
Benim hatam denilebilen takımlarda, en zor ve en üzücü anlarda dahi bu söz takımın -liderlik eden- bir üyesi tarafından söylenebiliyor ve takım tarafından birbirini suçlamadan, tam tersine destekleme davranışıyla kabul ediliyorsa, bu takım kenetleniyor ve bir sonraki performansı artıyor.
Ben elimden geleni yaptım, dendiğindeyse bundan ilk olarak “benim hatam değil” sonucu çıkıyor; hemen ardından da “senin hatan/senin yüzünden” geliyor akla. Takımın bağları zayıflıyor, ortak başarıya olan inanç zedeleniyor ve bir sonraki performans düşüyor.
Performans yönetimi konumuzda milli takımımız sayesinde işin kollektif yönüne bir sıçrama yapmış olduk. Ama önümüzdeki bu kadar güzel bir yaşanmışlık varken de es geçmek olmazdı 😊 Takımımız travmanın hemen ardından oynadığı ilk maçı 6 farkla kazanmakla kalmadı, bir sonraki maçı da 4 golle kazandılar; yani İspanya hezimetinden geriye iki maçta 10 gol atarak döndüler.
Performans yönetiminde ilk adımın doğru bir analiz olduğunu belirtmiştik. Bu başarının ardında da yanlış bir kararı almamak, yani hezimetten sonra hemen teknik direktörü kovmamak geliyor. Bizde hep olduğu gibi...
Doğru bir analiz, yanlış kararı almamak ve sonucunda gelen kollektif bir başarı.
Futbol, basketbol ve kadın-erkek voleybol milli takımlarımıza 41 kere maşallah ☺️
✍ Performans Yönetimi
✍ Geri Bildirim
✍ Yöneticinin 5 Görevi
…konularında şirket eğitimi almak ya da Serkan Özizmir ile 1/1 çalışmak ister misiniz?



sorumluyum ve farkındayım işlevsel ve gercekçi bakışı içerir
sert ve acı kahve gibidir
her damak tatmak istemez
cok teşekkürler devamlarını bekliyorum