Eğer size bağlı çalışan kişiler varsa performansı yönetme sorumluluğu da sizde demektir. İki farklı alanda:
✍ Bireyin performansı
✍ Takımın performansı
Ben kendi iş hayatımda hep aşırı sonuç odaklı bir yönetici oldum. Her şeyi ve herkesi sonuna kadar zorladım. Şimdi geriye dönüp baktığımda, özellikle iş hayatımın ilk 10 yılında, insanları yakından “kontrol” etmenin bu düzeni mümkün kılacağını düşünmüşüm... Oysa öyle değilmiş 😊
Voleybolda son antrenörlüğümü 2004-05 sezonunda yaptım. 1.Lige çıkmak için kurulmuş iddialı bir takımın başındaydım, çok iyi oyuncularımız vardı. Size anlatacağım hikâyenin başrolündeki genç (çok genç 😊) arkadaşımız da İstanbul’da yetişmiş yüksek potansiyelli bir oyuncuydu.
Sezonun bitimine yakın çok önemli bir Bursa deplasmanındaydık. Maçtan önceki gün salona alışmak ve ter atmak için son antrenmana çıktık. Başroldeki gencimiz oraya gelene kadar arıza sinyallerini daha İzmir-Bursa yolunda vermeye başlamış, yemekte devam etmiş ve soyunma odasında zirveye ulaşmıştı. Durum ne yazık ki sahada da iyileşmedi...
Maç öncesi takımın havası çok önemlidir, benim titizliğimi bilen arkadaşları da bu davranışların en nihayetinde bir sorun çıkaracağını hissediyor ve gerginlik takım içinde giderek yükseliyordu. Bütün takımın havasını bozacak sözlere ve davranışlara antrenman sonuna kadar sabrettim. En son artık gerdirme aşamasında, herkes sessizce oturmuş çalışırken de aynı davranışlar tekrar edince artık dayanamadım ve gencimizin yanına gittim. Açık söylemek gerekirse o anda ne yapacağımı ben de bilmiyordum!
“Haydi gel benimle iki dakika” diye çok sakin bir sesle konuştum. O da sağ olsun aynı sakinlikle ayağa kalktı ve birlikte sahanın öbür ucuna gittik. Takım nefesini tutmuş kopacak fırtınayı bekliyordu... Ama öyle olmadı. Önce ben yere çöktüm ve bir bacağımı öne uzatıp gerdirmeye başladım, sonra o da oturdu ve aynısını yaptı. Yüzlerimiz birbirimize dönük, kolumuza dokunabilecek kadar yakın bir mesafede iki kişi hiç konuşmadan hareketleri yaptık.
Bittiğinde elimizi uzatıp birbirimizi yerden ayağa kaldırdık. Ve yine hiç konuşmadan takımın yanına döndük ki, gerginlik biter bitmez takım makaraya çoktan başlanmıştı ve kahkahalar zaten tüm salonda çınlıyordu.
Hikâye bu kadar. Sonra başka hiçbir şey olmadı... Ertesi gün maça çıktık ve o sezonun en zorlu iki müsabakasından biri gerçekleşti.
Peki iyi bir performans yönetimi sergilemiş miydim? Tartışılır... Hemen hemen hiçbir şey yapmadan çok iyi bir sonuç almış oldum aslında! Egomu ve hislerimi karıştırmamayı başarmak, aşırı kontrolcü olmayıp sakin kalabilmekti benim için mesele.
Takımın performansını yönetmesi gereken kişi olan bitene seyirci kalamaz. “Hallolur bir şekilde” diyemez... Çünkü ondan beklenir doğru ile yanlışı birbirinden ayırt etmesi, takımı koruması ve kuralları uygulaması. Sadece bu kadar değildir elbette, ancak en sık karşılaşılan durumdur bir kişinin bütün takımın huzurunu bozması.
Takımlarımızın yenilgiler de dahil hep daha iyiye gitmesi dileklerimle ☺️
Bu post hakkında tartışma
Gönderi yok


