Yönetici veya iş sahibiysek şu anda 2025 bütçesini yapmakla uğraşıyoruzdur. Zaten bir yılı aşkın süredir işlerimiz zorlanıyor, ama bütçeyi yaparken insan geleceği düşünüyor ve büyüyen değil, stagne olacak veya küçülecek rakamlar yazmak daha da kötü bir his. Bu senaryonun içinde “umut” yaratmak, önümüzdeki yıla dair motive edici hedefler koymak hiç kolay değil.
Yaşanan zorlukların takıma yansıması bütçeyle sınırlı değil tabii ki, her şeyden önce söylentiler var. Başka bir doza ulaştığında “dedikodular” hatta daha da tırmandığında manipülasyonlar… “Maaş zammı yapılmayacakmış, işten çıkarmalar olacakmış”. Takımın endişesi dediğimiz şey işte bu olumsuz ruh hâli. Geleceğe dair duyulan güvensizlik, bu nedenle yaşanan iç çekişmeler, verimsizlik ve en nihayetinde kaçınılmaz olarak gelen başarısızlık.
İşin başındaki kişi olarak #takımınendişesi ni giderecek olan da biziz, öyleyse hemen başlayalım:
✍ Hastalığın kendisini değil, semptomları tedavi etme hatasına düşme:
✔ Normal zamandaki gibi, yapılan hataya takılıp, düzeltici aksiyon alarak ilgili kişinin üzerine gitmekle zaman kaybetme, kök neden olan…
Zor Durumlarda Liderlik
Zor zamanlarda liderliğin önemi daha da kritik hâle geliyor. Bu zorluklar bazen en basit şekliyle nakit akışından kaynaklanıyor, satışların azalması, kârlılığın düşmesi... Ya da üretimin kitlenmesi, yazılımdaki bir sorunun uzun zamanda aşılamaması, kronik bir memnuniyetsizlik sonucu büyük bir müşterinin kaybedilmesi.
Yaşanan zorluğun sebebi ne olursa olsun, işin başındaki kişinin doğru yaklaşımı hep aynı 3 unsuru barındırıyor:
🌹 Takım İçin Endişe Yönetimi: Zor durumda olunduğunu herkes biliyor. Ortak bir amaç etrafında birleşmek takımları güçlendirir, ancak bunun bir fazlası yani endişinenin "baskı" seviyesine gelmesi…
Günlük Hayattan Notlar: Çok Sesli Bir Kasaba Hikâyesi
Amerika başkanlık seçimleri 6 dakika önce tamamlandı.
- “Trump için üç tür insan var: Daha önce iş yaptıkları, şu anda iş yapmakta oldukları ve ileride iş yapabilecekleri.”
Gazeteci Afşin Yurdakul’un ağzından duydum bu cümleyi ve beni çok düşündürdü…
---
Şu anda okumakta olduğum kitap “polifonik” anlatım yapıyor. Bu terim Türkçe’de çok sesliliği ifade ediyor ve müzik alanında kullanılıyor. İngilizce’deyse, tüm bakış açılarının seslendirilmesi, tüm görüşlerin dile getirilmesi gibi bir kullanımı var. Kitap küçük bir Amerikan kasabasında geçiyor ve liseli bir kız cinayetini anlatıyor. İlk 60 sayfasında kasabanın kadın şerifinin…




