Gedikli Bey’i 18 yıldır tanıyorum. Bulunduğumuz yerde kendisi benden daha eski, o nedenle kod adını“Gedikli” koydum 😊 Hatta o kadar ki, daha burası ilk yapılırken Gedikli Bey çalışmaya başlamış; biliyorum çünkü ıslak betonun üzerine adını yazıp tarih atmış! Temelden girmiş yani olaya…
Yanlış anlaşılmasın, Gedikli Bey’e büyük saygı duyuyorum. Kendisi, çalıştığı yere önemli katkılar sağlayan, değerli biri. Peki biz kendisini neden bu yazıya konuk ettik? Çünkü Gedikli Bey bir Ostrasist!
Danışmanlık yaptığım neredeyse her şirkette bir Gedikli Bey ya da Hanım vardı. Siz de kendilerini tanırsınız… Bu kişilerin şirketteki varlığı benim için bir güven unsurudur, çünkü kurum hafızasını iyi bilen ve üst yönetimin güvenini kazanmış bireylerdir. Çok da sık kullanmışımdır yeni başlayanlara örnek gösterirken “bu durumda Gedikli Hanım olsa ne yapardı?” kalıbını.
Gedikli kişiyi bu şekilde tarif ettikten sonra, şimdi bir alt kümesi olarak Ostrasistlere geçelim ve Türkçesine de "Dışlayıcı" Gediklililer diyelim.
🧧 Ostrasizm sözcüğü eski Yunanca’daki “ostraka” dan geliyormuş,kırık seramik parçası demekmiş. Suç işleyen bireyin, şehirden atılıp atılmayacağını belirlemek üzere bir oylama yapılırmış ve ostrakaların üzerine ad yazılarak oy verilirmiş. Yeterli oya ulaşılırsa da bu kişi şehirden kovulur, yani sürgün edilirmiş…
Bugün bu terim, iş yerlerimizde bazı kişilerin kasten görmezden gelinip, varlıklarının âdeta yok sayıldığı bir davranış modeli için kullanılıyor. Geçerken selam verilmeyen, toplantıda konuştuğunda hiçbir tepki görmeyip dışlanan kişilerin gördüğü muamele. Eğer bu kişi gerçekten kurum kültürüne aykırı davrandığı için dışlanıyorsa, haklı bir bir savunma refleksidir yapılan; ama ya sadece yeni veya farklı olduğu içinse?
Gedikli Bey’e laf atıp bırakmış gibi olmayalım, kendisine geri dönelim. Onun yanında kimse kalıcı olamadı işte. Hep kabahatliydiler, hata yapmaları ve bu hataların görülmesi için önümüze atıldılar Gedikli Bey tarafından: “Ben hep söylüyorum böyle yapma diye ama gene de yapıyor” cümlesiyle. İşin ilginci, o “kötü elemanlar” gittikçe Gedikli Bey yalnız kaldı ve daha çok yoruldu.
Sessiz sabotaj, güvenilirliğini sarsma, bilgi akışını kısıtlama, üst yönetime seçili -ve amaçlı- bilgi verme, manipülatif mentorluk ve gelişimi engelleme... Ostrasizmin yöntemlerinden bu son iki madde özellikle sinsi çünkü, birine ağabeylik/ablalık yapıyormuş gibi yaklaşıp, aslında onu yanlış yönlendirmek anlamına geliyor.
Dışlayıcı Gedikliler, iş yerinde birçok kişiye hayatı zehir ediyor, ancak şirketlerine verdikleri zarar daha da büyük. Değişimin önündeki en büyük engel onlar: Kıdemlerini, güvenilirliklerini ve şirket içi güç oyunlarını kullanarak ilerlemeye el freni oluyorlar.
Gedikliler baş tacı, ancak kendi konumlarını değil takımın ortak amacını ön planda tutmaya devam ettikleri sürece. Dışlayıcılar ise en büyük kâbusumuz.
Mesele, karşımızdakinin hangi tür olduğunu doğru analiz edebilmek. Ne dersiniz, sizde de var mı bu arkadaşlardan? 😊


