12 Yaşında Takım Kaptanı Olmak: Yelkencilerin İlham Veren Hikayesi
[takım kültürü] [takım kaptanı] [örnek olarak liderlik]
Size bir takım kaptanı öyküsü anlatacağım. Oldukça değişik bir öykü çünkü bir değil, üç ayrı kişi söz konusu. Biri erkek, ikisi kız; hem de yalnızca 13 yaşında olan takım kaptanları bunlar… Kabaca altı yıllık bir dönemde, aynı takımda arka arkaya sorumluluk üstleniyor, takımlarını başarıya taşıyorlar.
Evet, tahmin ettiğiniz üzere yine dayanamadım ve size yelken anlatacağım.
Olimpik yelken bireysel veya çift kişilik bir spor. “E takım çalışması bunun neresinde?” diyeceksiniz haklı olarak. Oysa çocuklar bu spora adım attıkları ilk andan itibaren her şeyi takım hâlinde yapmayı öğreniyorlar, çünkü teknenizi denize atmak için bile birbirinize muhtaçsınız yelkende… Hele bücür boy ve 30Kg ağırlığında minyatür bir insansanız 😊
Yelkende takım içi rekabet ne kadar yüksekse, antrenmanlar o kadar verimli oluyor; takım içindeki dayanışma ve başarı kültürü ne kadar iyiyse, yarışlarda başarı şansı da o kadar artıyor. Bu nedenle şampiyonlar genellikle köklü ve geniş takımlardan çıkıyor.
Tekrar asıl konuya dönelim ve sorumuzu soralım:
Ben kendi eğitimlerimde yöneticiliği bir görev, liderliği ise bir davranış biçimi olarak ele alıyorum. Takımın işini kolaylaştıracak veya takımı zor pozisyondan kurtaracak bir fikir vermek ya da bir adım atmak benim için liderlik davranışı.
Bizim öykümüzdeki Göztepe Yelken takımındaysa kaptanlık öncelikle bir görev. Deplasmana gidişte tekneler yüklenirken, kamyonun kasasına antrenörle birlikte kaptan çıkıyor örneğin, en zorlu işi yapmak üzere. Ya da 5 dakika içinde toplanılacağını antrenör yalnızca kaptana söylüyor, o da tüm takımı hazır ediyor toplantıda.
Bizim üç kaptanımız Can Ertürk, “Meloş” Medine Havva Tatlıcan ve Defne Isabel Ramirez Zambrano’nun üçü de çok başarılı yelkenciler oldular. Yıllarca en çok onlar çalışıp, antrenmanda ve yarışta takıma örnek teşkil ettiler... Ama benim gözümde aldıkları dereceler kadar, takımdaki hashtag#liderlik yetkinlikleri belirleyici oldu. Çünkü kendileri başarılı olmakla kalmayıp, takımdaki küçüklere ablalık-ağabeylik yaptılar. Korkup üzüldüklerinde onlara destek oldular… 13 Yaşındaki bir çocuktan bu olgunluğu bekler misiniz?
Sonunda ne oldu biliyor musunuz? Takımda yetişen her çocuk onları örnek aldı, yalnız yelkencilik değil, davranış biçimlerini de. Kulübün sağladığı istikrar ve antrenörün fedakârlıklarıyla oluşan bu zincir, bir başarı kültürü oluşturdu. Can’ın ve Meloş’un bindiği tekne bugün hâlâ kulüpte yarışıyor; kulübün kuruluş tarihini simgeleyen TUR 1925 yelken numarasını basabilmek en büyük gurur.
Kaptanlarını kendi içinden çıkaran ve bu zincirin devamlılığını sağlayabilen kurumların başarısının ardında yatan neden: Takım kültürü.
Hikâyemizi bu kaptanlarla büyüyüp, kendisi de kürsünün tepesine çıkan biriyle bitirelim: Can Ağabey’i geçen yaz ona denizde taktik verdi, Meloş’un 4 yıl önce hediye ettiği basma ipini hâlâ saklıyor ve Defne’nin çok üşüdüğü bir gün ona ödünç verdiği üstlüğün aynı markasından giymeye devam ediyor.





