Dün ve evvelsi gün İzmir Körfezi’nde denize çıktım. Bu aslında benim için sıradan bir durum çünkü senelerdir tek kişilik olimpik teknede yelken yapıyor ve kâh antrenman kâh yarış için Girne-Bostanlı hattında oluyorum. Arabayla geçerken dikkatli bakın, beni görebilirsiniz 😊 Ama bu sefer bindiğim şey bir yelkenli değildi… Yaşadıklarım da hiç yelkendeki gibi olmadı:
💥 Sudan çıkmış balık şaşkınlığı, kendine küfrettirecek kadar “becerememe” hissi, ellerini yaralama ve hatta kavga!
Zengin deneyim insanı derin ve yapısal bir değişime sürükleyen, bununla da kalmayıp kendisini, başkalarını ve dünyayı algılayışlarını değiştiren olaylara deniyor. Ortak noktaları daha önce hiç yaşanmamış sürpriz şeyler olmaları ve bizde öfke ya da sevinç gibi çok yoğun duygular yaratmaları.
Zengin deneyimin takım çalışması eğitimleri için kullandığımız şekliyse dozajı seyreltilmiş bir “çözelti” gibi: Hani insan direk içerse zehirlenip ölür, oysa belli bir dozda alırsa aşı gibi olur ya, onun gibi. Yaşadığımız tüm deneyimler tabii ki gelişmemizi sağlıyor, oysa zengin deneyim yarattığı şaşkınlık ve duygusal yoğunluk sayesinde bizi temelden sarsıyor. Hem bilişsel hem duygusal dünyamızı dönüştürüyor:
Eski bizi yıkan ve yerine yenisini inşa etme fırsatı veren olaylar zengin deneyimler.
Ben de 1998 yılından beri tüm takım çalışması eğitimlerimi işte o “zengin deneyimi” yaşatmak üzerine kurguluyorum.
Velhasılıkelam bu arkadaşınız geçen gün hayatında ilk defa Dümencili Dört Çifte (4x) kürek teknesine bindi. Ama ne binmek… Baştan sona bir macera! Bir takımın içinde olmak, yepyeni bir konuda eğitim almak (elimin ilk defa küreğe değmesi), çok farklı -ve bana son derece ters- bir eğitim yaklaşımına maruz kalmak, acemilikten çok değerli tekne ve kürekleri kırma korkusu, hata yapıp tekneyi devirme ve diğerlerini de denize dökme endişesi, tekneden düşüp şaka malzemesi olma yollu ego sorunsalı 😊
İlk gün bir şekilde tamamlandı, ama daha ne olduğumu anlayamadan ellerimi yaralamış (evet ben her fırsatta sakatlarım!), hiç bilmediğim bir sürü yeni terimle fırça yemiş ve tam anlamıyla körfezden çıkmış balığa dönmüştüm.
Ertesi güne kadar tüm bunları düşünme ve kendi kendime “yansıtıcı” sorular sorma fırsatı buldum… Nitekim sözlü kavga da bu yüzden çıktı! Ama neyse ki onun da sonucu iyi oldu. Kendi içimde yaşadığım çelişkileriyse tarif etmek mümkün değil: Bir tarafta takım arkadaşlarımın huzuru ve mutluluğu, diğer tarafta değerlerim ve doğrularım. Muazzam bir duygusal iniş-çıkış hâli.
Peki ne mi öğrendim bu iki günde? 50 deneme sonunda her kürekte bileklerimi döndürmeyi hâlâ beceremeyip, daha günlerce çalışmam gerektiği gerçeğini. Ama hemen arkamda kürek çeken 18 yaşındaki takım arkadaşım Sude’nin aynı şeyi iki dakikada becerdiğini...
Peki bundan sizin çıkarınız ne olacak?
Ne zaman isterseniz sizi de küreğe (veya zengin deneyim yaşatacak diğer eğitimlere) bekliyorum 😊


