Formula 1 Lastikleri ve Yönetme Şekli
[sonuç-süreç odaklı dengesi][sonuna kadar git] [sezgilerine güven]
Yarışın son turlarına gelmişsiniz, rakibinizin yalnızca birkaç saniye önündesiniz ve açık vermemek için var gücünüzle savaşıyorsunuz. Ama bu son turlara girerken lastikleriniz artık iyice yıpranmış, keskin virajı alamayacağınızı bildiğiniz için biraz daha fazla fren yapıyorsunuz ve rakibiniz o virajda sizi geçiyor! Çünkü yarış boyunca lastiklerini daha az yıpratmış.
Formula 1’de dev bütçeler yarışıyor, örneğin 2023’te izin verilen harcama limiti takım başına tam 135 Milyon $. On takım yarışıyor ve başarınıza göre her sene sponsorluk anlaşmalarınız artıyor veya azalıyor. Dolayısıyla pilotların üzerinde her yarışta büyük bir baskı var, kazanmak zorundalar…
F1 pilotunu başarılı kılan şey hız, soğukkanlılık ve kazanma isteği. Bir de lastik yönetimi! Yani yarış içinde her fırsatta araca ve lastiklere sonuna kadar yüklenmek değil, eldeki kaynakları idareli kullanıp doğru zamanda hamle yapmak. Tıpkı yöneticilikte olduğu gibi: Her çeyrekte her hedefte her gün çalışanları son sınırına kadar zorlamak değil, hem takımları hem de ilişkileri sürdürülebilir kılmak.
Yöneticilikte gaza sürekli basmanın en iyi örneklerinden biri kuşkusuz UBER’in kurucusu Travis Kalanick. Kendisi aşırı baskıcı bir patron, erişilmez hedefler koyarak herkesi iş yükü altında ezmekle kalmıyor, aynı zamanda toksik bir iş ortamı yaratıyor. Evet UBER kısa zamanda çok büyük bir başarı elde ediyor, ama Kalanick’in kendisi 2017 yılında şirketten kovuluyor.
Buraya kadar baktığımızda “alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste” başlığını atabiliriz. Oysa hayat devam ediyor ve Kalanick, UBER’den aldığı 150 Milyon Dolar tazminatla Cloud Kitchen firmasını kuruyor. Şehrin terkedilmiş yerlerinde ucuza yerler bulup mutfaklar kurarak, yalnız adrese teslimat yapan masasız restoran zincirini ortaya çıkarıyor. Kalanick burada da büyük bir başarı yakalayarak işi uluslararası seviyeye çıkarıyor ve şirketi 2021’de onbeşmilyar değerleme üzerinden 850 Milyon $ yatırım alıyor.
Soru şu: Acaba Kalanick, UBER deneyiminden ders çıkarıp çok farklı bir yöneticiye dönüşmüş müdür? Yorum sizin…😊
Benimse bu konuda elimde somut veri var: Urla Bahar Kampı – Lider İletişimi katılımcılarının hepsi, eğitimin bir parçası olarak yaptığımız bire birlerde aynı şeyi söyledi:
“O takım çalışmasında ben aklımdakini söyleseydim ve daha fazla ısrar etseydim biz kazanırdık.”
İşte bu his bizi liderlik etmeye götürüyor. Edilgen olmaktan etken olmaya geçtiğimiz nokta, o fikri yüksek sesle söylemek ve ısrar etmek. Sezgilerimizle bunun takıma başarı getireceğini biliyoruz. Ancak terazinin diğer kefesinde de aşırı ısrar nedeniyle gerginlik çıkarmak ve bütün takımın havasını bozmak var.
Bütün hayatımız içimizdeki sonuç odaklı, hırslı, yüksek özgüvenli hatta yırtıcı “ben” ile insancıl, şefkatli ve empatik olan ben arasındaki dengeyi arayarak geçiyor. Her işte, her bir takım arkadaşımızla…
Siz bu dengeyi nasıl buluyorsunuz anlatır mısınız? 😊
Kurban Bayramınız kutlu olsun, tatiliniz sağlıkla ve keyifle geçsin.


