HERKESE KARŞI
Ben yazılarımı pazartesi günü düşünmeye başlıyorum. Haftanın bir noktasında konu belirginleşiyor kafamda ve paylaşacağım güne kadar zihnimde dönüp duruyor. Bu hafta da öyle oldu ve hevesle yazmaya başlayacaktım ki, çalışma odama çıkarken gözüm takıldı ve tam da paylaşmayı düşündüğüm fotoğrafı gördüm gazetede: Pep Guardiola’nın yara bere içindeki yüzü!
Manchester City'nin “dahi” antrenörü futbol tarihinin en başarılı kariyerine sahip. Takımı 4 sene arka arkaya İngiltere şampiyonu yaptı ve bu sezona da “her şeyin” doğal favorisi olarak başladı… Ama işler öyle gitmedi. Arka arkaya başarısızlıklar yaşandı, gelinen son noktada bu hafta 3-0 öne geçtiği maçı, son 15 dakikada yediği üç golle berabere bitirdiler. Ve fotoğraftaki sahne oluştu: Adam -olmayan- saçını başını yoldu!
Burun üzerinde taptaze kanlı bir yara, sıfır numara traşlı kafasında derin ve kıpkırmızı tırnak izleri! Bildiği her şeyi yapan, elinden geleni ardına koymayan ve tam bir aydır takımını düzeltemeyen bir adamın çilesi.
Şimdi aynı soruyu kendimize soralım:
En son ne zaman saçımızı başımızı yoldurtacak bir problemle uğraştık?
Ancak dikkat, burada trafik sıkışıklığı veya bilgisayarın bozulması gibi anlık sinir krizlerinde bahsetmiyoruz 😊 Zamana yayılan, türlü yöntemler denediğimiz, aklımızdan hiç çıkmayan cinsten bir problem.
Ben hemen kendi yanıtımı vereyim: Son iki aydır böyle bir problemi yaşıyorum. Ama ne olur dikkat “problem” sözcüğünü kötü/üzücü anlamında değil, “problem çözme yetkinliği” nde olduğu gibi bir zorluk, çözülecek bir sorun anlamında kullanarak.
✍ Şimdi gelelim soruya:
Bu hafta yayınlanan kitabıyla sansasyon yaratan Angela Merkel’in tarihi problemiyle bağlayalım yazıyı: 2008 yılındaki küresel finans krizinden sonra Euro Bölgesi’nde özellikle Yunanistan, İtalya, İspanya ve Portekiz gibi ülkelerde borç krizleri patlak verdi. Borçların ödenemez hâle gelmesi Euro’nun geleceğini tehlikeye attı. Başbakan Merkel, Almanya’nın güçlü ekonomisinin Euro Bölgesi’ni ayakta tutmada kilit rol oynayacağını biliyordu. Ancak bu, Almanya’nın kendi bütçesinden milyarlarca Euro’yu yardım paketleri için kullanması demekti. Merkel, bir yandan diğer Avrupa liderlerini kurtarma paketlerine ikna etmeye çalışırken, bir yandan da Almanya içinden büyük tepki gördü. Borç verilecek ülkeler dahi isyan hâlindeydi çünkü çok ağır şartlar dayatıldığını düşünüyorlardı.
Merkel önündeki problemi çözmek için öyle bir formül geliştirmişti ki, bu formüle #herkeskarşı çıkıyordu. Ama o hepsini tek tek ikna etti. Günde sadece birkaç saat uyuyarak yoğun toplantılar ve kriz müzakereleri yürüttü; kendi halkının ve partisinin tepkisini göze aldı. Popülaritesini ciddi şekilde riske attı.
Kendi vizyonuna inanan bir lider olarak yalnız bırakılmayı ve yalnız karar vermeyi göze aldı.
Ne dersiniz, Manchester City düzelir mi yoksa Pep saç ektirmeye bize mi gelir? 😊


