Performans Yönetiminde 2. Hikâye: Müzisyen
Bize bağlı çalışan kişilerin, takımların ve kendimizin performansını geliştirmek için
Bize bağlı çalışan bir kişinin veya takımın performansından memnun değil miyiz? Bunun temelde 2 nedeni olabilir ve hangisi olduğuna doğru analiz etmezsek, performansı geliştirmek için harcayacağımız tüm zaman ve para (ve iyi niyet!) boşa gidecektir.
Performans yönetiminin ilk yazısında geçen hafta böyle demiştik mealen… Van Gogh’un yaşam öyküsü üzerinden de motivasyonu, diğer bir deyişle “ANLAM ve AMACI” bulmanın bir hayatı nereden alıp nereye götürdüğünü anlatıyordu yazı.
Bugün de bir müzisyen öyküsü ile, performans dü
şüklüğünün bu sefer diğer nedenine odaklanacağız. Ne kadar ilginçtir ki anlatacağımız kişi de 60 yıllık ömrünün yalnızca 10’unda müzik yapmış, tıpkı Van Gogh’un topu topu 10 yıllık resim kariyeri gibi…
“Shine On You Crazy Diamond”
…şarkısını bilirsiniz Pink Floyd’un. İşte bu şarkı bizim bugünkü hikâyemizin kahramanı olan müzisyen için yazılmıştır.
💕
“Shine on, you crazy diamond
Come on, you target for faraway laughter
Come on, you stranger, you legend, you martyr, and shine
You reached for the secret too soon
You cried for the Moon”
💕
…bu alıntılar Pink Floyd’un, grubun adını koymakla kalmayıp, yazdığı şarkı sözleri ve blues ilhamlı müziğiyle gruba yön veren dostları Syd Barrett için neler hissettiklerini gösteriyor.
Syd kurulduktan sonraki yalnız 3 yıl süresince grubun üyesi olarak kalıyor. Psikolojik rahatsızlık ve madde bağımlılığı sonucu kayıtlara gelmiyor, konserlerde donup kaldığı anlar oluyor… Derken gruptan çıkarılmak zorunda kalınıyor.
Arkadaşları onu ne kadar sevse ve yaptığı olağanüstü işe ne kadar çok değer verse de Pink Floyd aslında bir FABRİKA! Yeni şarkı sözleri yazmak ve besteler yapmak, bunları yüzlerce defa prova etmek, tekrar tekrar stüdyo kayıtları alarak şarkıları kusursuzlaştırmak ve en nihayetinde yıl boyunca canlı konser performansları sergilemek.
Sizi, yaratıcılık ve özgünlüğü bu kadar ön planda olan bir işte dahi,
efsanevi başarıya taşıyan #takımçalışması disiplini bu işte…
Ve eğer o ritme uyum sağlayacak kadar profesyonel değilseniz, takımın sizi barındırması mümkün değil.
Performansın kaynağında yatan ilk şey motivasyon ve Syd Barrett’ta bu fazlasıyla mevcut. Yazar olarak da gitarist olarak da çok müstesna bir yetenek. Ancak ikinci şey olan
#Yetkinlik ve Teknik Bilgi-Beceri
…konusunda sorun var. Hemen bu noktada sorumuzu soralım:
Sizce Syd’de eksik olan hangi yetkinlik?
Ne dersiniz, bir takımdan ayrıldıktan 7 yıl sonra eski takım arkadaşlarımız bizim için böyle bir şarkı yazarlar mı?
MERAKLISI İÇİN EĞİTİM NOTLARI
Önce bir tanımla başlayalım:
YETKİNLİK NEDİR?
✍ Yetkinlikler, çalışanların performanslarını artırabilmeleri ve kariyerlerini geliştirebilmeleri için getirilmiş davranışsal tanımlardır.
✍ Örneğin takım çalışması, liderlik, analitik düşünme, ikna iletişiminin hepsi birer yetkinliktir.
✍ Seçme-yerleştirme, eğitim, birebir geliştirme gibi çalışmaların hepsi “yetkinlik” temelinde yürütülür.
YETKİNLİK NEDEN ÖNEMLİDİR?
✍ Bir yetkinliğe sahip olmak, çalıştığımız işe rekabet avantajı getirir, para kazandırır. Bir yetkinliğin düşün kalması ise rekabette geri düşmemize yol açar, para kaybettirir. Yani yetkinlik öyle “olsa iyi olur” değil, “olmazsa olmaz” nitelikte özelliklerdir.
Örneğin “iş birlikleri kurmak” yetkinliğinde yeterli seviyede olmayan bir kişi, diğer departmanla ilişkileri nedeniyle çalıştığı işe para/zaman/kalite kaybettirir. Süreç odaklı yönetme yetkinliğine sahip bir kişi, birlikte çalıştığı kişilerin güvenini kazanacağından o kuruluştaki aidiyet daha yüksek, yani iş devri daha az olur; böyle seçme-yerleştirme sürecine harcanacak zaman/para ve kaybedilecek know-how’dan tasarruf edilerek para kazanılır.
✍ Bir yetkinliğe sahip olmak, kariyerimize avantaj getirir, yükselmemizi sağlar. Çok iyi bir satışçı olabiliriz, ama satış müdürlüğüne yükselmemiz yönetme yetkinliğimizin de iyi olmasına bağlıdır. Bu yetkinliğe sahip olduğumuza yöneticimiz ya da mülakatçımız ikna olmadan bir üst pozisyona terfi edemez, iş hayatındaki etki alanımızı genişletemeyiz.
İşimizi yapabilmek için zorunlu yetkinliklere sahip değilsek, işimizde üretken ve başarılı olmamız mümkün değildir.
-o-
Peki neden yetkinlik eksikliği kötü performansın iki temel kaynağından biri olacak kadar kritiktir? Çünkü:
.Bize verilen işi beceremediğimizde başarısız oluruz.
.Başarısız olunca öğrenme ve tekrar deneme isteğimiz azalır.
.İsteğimiz azaldıkça o işte daha da başarısız olur… Böylece de bir “düşük performans” döngüsüne kısıp kalırız.
İşte bu kadar basittir, belki de bize bağlı çalışan kişi yalnızca
👉 “Olumluya Götüren İletişim Kurma” veya
👉 “Hedeflerle Çalışma”
…yetkinliklerinin eksikliği nedeniyle başarısızdır. Öyle saatlerce kara kara düşünmeye ve plan yapmaya gerek yoktur 😊
Bize bağlı çalışan bir kişinin performansı yetersiz kalıyor ve yaptığımız analiz sonucu bu durumun yetkinlik eksikliğinden kaynaklandığına karar verdik. Sırasıyla atmamız gereken 2 eylem adımı var. Bu adımlar sayesinde hedeflenen yetkinliği geliştirip, performansı yükselteceğiz. (Ki o adımlar da başka bir yazının konusu olacaklar…)
✍ Performans Yönetimi
✍ Geri Bildirim
✍ Yöneticinin 5 Görevi
…konularında şirket eğitimi almak ya da Serkan Özizmir ile 1/1 çalışmak ister misiniz?
Performans Yönetimi konusunda soru/cevap oturumuna katılmak için:
7 Ekim Salı · 20:45 - 21:15
Google Meet üzerinden ücretsiz katılmak için davetiye al:
(Tercih etmeyen kişiler ad-soyad belirtmeden ve kamera açmadan, yalnız mail adresi ile katılıp sorularını yazılı/anonim şekilde iletebilirler)


